Türkiye'nin Somali'ye tank ve F-16 sevkiyatı, İsrail'de "Bennett haklıydı" korkusunu tetikledi.
Kerem BATU
EDİTÖR
Giriş: 18.02.2026 - 10:50
Güncelleme: 18.02.2026 - 10:50
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in "Türkiye yeni İran'dır, Erdoğan tehlikeli bir rakiptir" çıkışının hemen ardından, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Somali'ye yaptığı tarihi askeri sevkiyat, Tel Aviv'deki korkuyu derinleştirdi. F-16 savaş uçakları, tanklar ve fırtına obüslerinin Mogadişu'ya inmesi, İsrail medyasında "Bugün Somaliland, yarın Tel Aviv" manşetleriyle karşılandı. Peki, Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki bu hamlesi ne anlama geliyor?
Türkiye'nin Somali ile imzaladığı Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması, kağıt üzerinde kalmayıp sahada "sert güç" (hard power) olarak vücut bulmaya başladı. Türk Hava Kuvvetleri'ne ait F-16 filolarının ardından, kara unsurlarının da bölgeye intikali, sadece bir eğitim misyonu olmanın çok ötesine geçti.
Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz günlerde Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett, sosyal medya üzerinden Türkiye'yi hedef alarak, "Türkiye yeni İran'dır. Uluslararası bir strateji ile çevrelenmelidir" çağrısında bulunmuştu. Bennett'in bu çıkışı, o gün "politik bir hezeyan" olarak yorumlansa da, Somali'deki son gelişmeler İsrail güvenlik bürokrasisinde bu söylemin bir karşılığı olduğunu gösterdi.

İsrail basını, Türkiye'nin Kızıldeniz'in giriş kapısı olan Somali'ye yerleşmesini, kendi ulusal güvenliklerine yönelik "uzun vadeli bir tehdit" olarak okuyor. Yapılan analizlerde, "Türk ordusu binlerce kilometre öteye tank ve uçak indirebiliyorsa, bu kapasite Doğu Akdeniz'de dengeleri tamamen değiştirir. Bugün Somaliland'ı veya yerel tehditleri hedef alan namlular, yarın konjonktür değiştiğinde Tel Aviv'e dönebilir" ifadeleri, Tel Aviv'deki paniğin boyutunu gözler önüne seriyor.
Türkiye ile Somali arasındaki ilişkiler, modern diplomasi tarihinin en başarılı "devlet inşası" örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Devlet İnşası: TİKA, Kızılay ve Türk STK'ları; hastaneler, yollar, havaalanı ve okullar inşa ederek ülkeyi ayağa kaldırdı.

TURKSOM (2017): Türkiye, yurt dışındaki en büyük askeri eğitim üssünü Mogadişu'da açtı. Burada eğitilen "Gorgor" (Kartallar) komandoları, Somali ordusunun belkemiğini oluşturdu.

Bugün gelinen noktada ise ilişki, "yardım alan-veren" boyutundan çıkıp, "stratejik savunma ortaklığına" dönüştü. Türkiye, Somali'nin karasularını koruma, enerji kaynaklarını arama ve terörle mücadele etme görevini resmen üstlendi.

Türkiye'nin Somali'ye tank, topçu ve hava gücü konuşlandırması, gelecek 10 yılın Afrika jeopolitiğini şekillendirecek 3 ana hedefi barındırıyor:
Kızıldeniz ve Enerji Güvenliği: Dünya ticaretinin en kritik geçiş noktası olan Babü'l Mendeb Boğazı'na hakim bir konumda olmak, Türkiye'yi küresel ticarette oyun kurucu yapıyor. Ayrıca Oruç Reis gemisinin Somali açıklarında yapacağı petrol ve doğalgaz aramaları, artık Türk Donanması ve Hava Kuvvetleri'nin koruma kalkanı altında gerçekleşecek.
Afrika'da "Güvenlik Sağlayıcı" Rolü: Türkiye, sadece SİHA satan bir ülke değil, NATO standartlarında ordu kuran, eğiten ve donatan bir "güvenlik sağlayıcı" (security provider) olduğunu kanıtlıyor. Bu durum, diğer Afrika ülkeleri için de Türkiye'yi Batı ve Çin'e alternatif bir ortak haline getiriyor.
İsrail ve Doğu Akdeniz Dengesi: İsrail medyasının korkusu yersiz değil. Türkiye, sınırlarından 3.000 kilometre uzakta "müşterek harekat" (hava-kara-deniz) yapabilme kabiliyetine sahip olduğunu dosta düşmana gösterdi. Bu kapasite, Doğu Akdeniz'deki olası gerilimlerde İsrail ve Yunanistan için caydırıcı bir unsur olarak masada duruyor.

Naftali Bennett'in "tehlikeli rakip" tanımı, İsrail açısından bakıldığında, Türkiye'nin bölgesel bir süper güç gibi hareket etme kabiliyetine ulaştığının itirafıdır. Somali'deki Türk bayrağı, sadece bir dostluk nişanesi değil, aynı zamanda Türkiye'nin küresel güç vizyonunun Afrika Boynuzu'ndaki "çelikten" mührüdür.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir